IMG_2125

Amsterdam Avrupa’nın partileme merkezi olarak, çocukla tatilde ilk akla gelenlerden değil sanırım! Halbuki çocukların da harika vakit geçireceği nefis bir şehir Amsterdam!

Her şeyden önce bi kişiliği olan, değerlerine fazlasıyla sahip çıkmış, turist çekmek ve memnun etmek için gayet organize bir şehir! Çok fazla okuyup-çalışmadan da gitseniz, heryerde ne yapmanız gerektiği, nasıl ulaşacağınız bilgisine kolayca ulaşabiliyorsunuz.. Sadece kanallarda yürüyüş yapıp, ilginç dükkanları gezmek bile 1-2 gününüzü alır.

Bizim listemizi, sağolsunlar orada yaşayan şahane arkadaşlarımız Cenk ve Hande hazırlamıştı, biz de aynen uyguladık keyifle! Liste şöyle,

1. Kanalları yürüyerek ve kanal turlarıyla gezmek

2. Joordan bölgesinin küçük dükkanlarını, kafelerini, hatta organik süpermarketi ya da nefis hamburgerciyi keşfetmek

3. Pazara gitmek, mesela Noordermarkt gibi

4. Müzeleri gezmek, Van Gogh, Rijk, Nemo Science Museum, Anne Frank House gibi

5. Lale bahçesini gezmek

6. Güzel bir lokantada yemek, bizim için seçtikleri Greetje şahaneydi

7. Yel Değirmenlerinin olduğu köyü görmek

Zaten 4 gün bitti-gitti işte! Eminim daha yapacak çok şey vardır ama 2 küçük çocukla, 4 günde bu kadarını yapabildik. Bir daha ki sefere çevresini de keşfetmek harika olurmuş, bir sürü değişik şehir ve kasaba önerisi geldi..

IMG_2393 IMG_2399 IMG_2461

Pek çok Avrupa şehri gibi, Amsterdam’ın şehrin merkezi geçmişten bugüne fazla değişmemiş, olsa olsa sanki biraz daha güzelleşmiş gibi geldi bana! Buyrun ispatı!! ama tabii bunu bir Amsterdam’lı büyüğümüze de sormak lazım.. Aşağıdaki kolaj Rijk müzesindeki bir tabloyla benim çektiğim resimden yapılmadır.

IMG_8303

Yüzlerce kanaldan oluşan şehirdeki, “su yanında gevreme” aktivitesine bayıldım, tam benlik:)

IMG_3055

Özellikle de akşamüstleri, hava da güzelse, bu kafelerde yer bulmak neredeyse imkansız! Joordan’daki bu sakin ve gayet rahat mod, tatile geleni de “dur turist! bi dur, dinlen” moduna sokuveriyor!

IMG_3057

IMG_2580

Belki de Paskalya tatili olduğundan acayip bir turist kalabalığı vardı, müzelerde, meydanlarda, resim için uygun olabilecek her spotta telaşla koşturan, sabırla bekleyen turistleri görebilirdiniz! Demem o ki, paskalyada gitmeyin!!

IMG_2781

Ve tabii ki laleler! Artık İstanbul’da ve başka şehirlerde de bolca laler görüyor insan ama bu park, Keukenhof ve etrafında, gözünüz-gönlünüz-kameralarınız çiçeğe doyacak!

IMG_2232

IMG_2128

Ve yine bir başka Hollanda klasiği, yel değirmenleri. Adamlar o kadar güzel görsel öğeleri sahiplenmişler ki, sadece yel değirmeni ve lale ile yarattıkları turizm değeri herhalde onları epey besliyordur! Bir de tabii işin içine dünyaca ünlü ressamlar katılınca, sıradan bir yel değirmeni bile gözünüze daha bir hoş görünüyor!

IMG_8415

Ressam demişken, eğer paskalya vb tatillerin dışında gidemiyorsanız müzelere mutlaka önceden  bilet alın hatta saatli rezervasyon yapın. Van Gogh’un bekleme süresi 1.5saat kadardı!! Hem Rijk hem de Van Gogh gerçekten şahane ama bizim Rijk’de daha güzel vakit geçirdiğimizi söyleyebilirim. Cep telefonunuza bedava internetten indirdiğiniz uygulama ile, çocuklara uygun bir “guided tour” ile o koca müzeyi yaklaşık 2 saatte keyifle gezdik.

Mert’in en çok etkilendiği müze ise Anne Frank’in evi oldu. 2.Dünya savaşı sırasında nazilerden kaçıp saklanan bir ailenin, küçük kızının yazdığı günlük ve saklandığı evin ziyareti, onu da bizi de derinden etkiledi! O günden beri, ikimiz de kitaplarını okuyoruz (ona çocuklar için hazırlanmış versiyonu bana gerçek günlüğü), Mert’in bitmeyen sorularıyla, İkinci Dünya savaşı neden çıkmış, Naziler neden bunları yapmış, insanoğlu nasıl bu kadar acımasız olabilir gibi bir sürü konuda konuşup-okuyup-izleyip duruyoruz.

IMG_2875

Van Gogh müzesinde iki meraklı!

Van Gogh müzesinde iki meraklı!

Bir de tabii çocuklar için bilim müzesi Nemo da, saatleriniz geçirebileceğiniz bir yer. Yine kalabalıktan dolayı biraz kaotikti ama bizimkileri oradan çıkarmak çok zor oldu. “Chain reaction” gösterisi, fabrika üretimi yaptıklar yer, kağıttan uçak dersleri (evet bazı aktiviteler bilim nereye giderse gitsin değişmiyor!!), bizimkilerin favorisiydi.

IMG_3113a IMG_3156a

IMG_3142a IMG_3160a

Gelelim yemeklere! Fitgurme yemeden durur mu? Zaten bütün gün 10.000 adımdan fazlasını yaparken (eşimde Fitbit adımsayara vardı!!), gayet de hak ediyorken!!

İlk akşam Cenk ve Hande’nin bizi götürdüğü Greetje çok güzel bir restorandı, onu daha detaylı yazmam lazım! Sahibi sizi tam olarak ağırlıyor, yemekler tablo gibi tadımlık olarak geliyor (ama porsiyonlar Fransız lokantalarındaki gibi mini mini değil) ve hem lezzet hem de ambiyans olarak tam puanı alıyor! Detaylarını başka bir yazıda anlatacağım, özetlemek haksızlık olur!

IMG_2439

Onun dışında herkesin tavsiye ettiği gibi elmalı tart ile nane çayımı içtim..

Bir Amsterdam klasiği

Bir Amsterdam klasiği

Pazar yerini ziyaret edip, her stantda dakikalarımı geçirdim, en son ekmekçiye teslim oldum!!!

Noordermarkt pazarı

Noordermarkt pazarı

IMG_2502

İsviçre’de yaşıyor olmamıza ve peynir cennetinin içinde olduğunu sanmamıza rağmen, bolca peynir de alıp geldik! zira hikayesini öyle güzel aktarıyorlar, o kadar cömert bir şekilde tattırıyorlar, tanıtıyorlar ki, almadan çıkmak imkansız! Ben Hollanda peyniri sadece şu kırmızı paketlerdeki tatsız şeylerden zannederdim, meğer adamların keçiden koyuna, baharatlıdan, otluya, yıllanmıştan tazeye çeşit çeşit peynirleri varmış! Üstelik yanındaki hardal sosları, aksesuarları ile tam bir pazarlama harikası yaratmışlar, tebrik ettim!

IMG_2246

Özellikle Joordan bölgesindeki pek çok kafe ve lokantanın keyfini çıkarmak mümkün, bizimkilerin favorisi 2 kere gidip de hala doyamadığımız Thrill Grill burgercisiydi! Cenk’e bizi burasıyla tanıştırdığı için müteşekkiriz.

IMG_3024 IMG_3029

Devamını başka yazılara saklayayım, zaten epey uzun oldu, buraya kadar okuduysanız bravo!

Özetle Amsterdam’a çocukla da gidilir, süper gezili, yenilir-içilir! Peynire de  sanata doyulur! Çocuklar yeni bilgiler ve ufuklarla geri gelir..