Superfoods

Bu aralar Superfoods listesi yayınlamak çok moda!

Superfoods nedir diye merak edenleriniz varsa eğer, kendileri en süperinden besleyici değerleri olan, enn çok antioksidan ve diğer anti-yaşlanma özelliklerine sahip gıdalar. Aslında sanırım bu tür listeler daha çok, fazlasıyla kirlenmiş dünyamızdaki mucize arayışlarına birer araç. O yüzden de, en çok kirlenmiş olan Amerika’dan bütün dünyaya yayılıyorlar. Ve elbette pek çok internet sitesi ya da gazete köşeleri sansasyon yaratarak, bu başlıkla dikkat çekiyorlar. E tabii blog dünyası da bundan uzak kalmasın!

Öncelikle başkalarının listelerine bakarsak, bu listede şunlar var: yabanmersini, çiğ badem (oley ben avuç-avuç yerim!), karalahana (uyy daa! hiç sevemedim ben onu ama bakın nelere kadirmiş),

kale

zerdeçal (bunu Alkali Diyeti kitabında da okumuştum) ve somon. Balıklar konusu biraz tartışmalı zira başımıza bir de civa meselesi çıktı (büyük ve derin deniz balıklarındaki yüksek civadan dolayı fazla yemeyin diyen de var, burada detaylarını bulabilirsiniz!).

Daha kapsamlı bir liste ise Foodmatters sitesinde. Bu listedekiler ise,

* Sebzelerden: Tabii ki yeşil yapraklı sebzeler, Buğday çimi (evet artık bizim evin balkonunda da var, sabahları sebze suyuna katıyoruz, Devletşah‘dan nasıl yetiştirebileceğinizi öğrenebilirsiniz), arpa filizi (o ne ola ki?? yazılana göre inanılmaz kalsiyum ve C vitamini varmış!) ve başka yosunumsu maddeler! Çok detaya girmeyeceğim zira bulması-yemesi pek zor şeyler ! Ancak geçenlerde burada şu meşhur Spirulina’dan yapılma bir “Wellness Drink” buldum! Tam bir pazarlama harikası. Zayıflamadan, yorgunluğa, güzel bir ciltten, bağışıklık sistemini güçlendirmeye kadar yapmadığı şey yok şu otun!! Yine de güzel bir pazarlama fikri-ambalajı-fiyatı olduğu kesin. Üstelik de bana bunu hayatımda ilk defa bir süpermarkette tanıtım yapan bir adam sattı (İsviçre’de market tanıtımları da bir başka canım!!).

Spiralps

Bu noktada listeye bir ara vereceğim zira pek çok kişi gibi ben de bu mucizelere biraz mesafeli yaklaşıyorum. Yani muhakkak faydaları var ama bu kadar abartılması bende şüphe yaratıyor. Yine de alışveriş yaparken sepete 1-2 tane bunlardan atmak çok da zor değil elbette!

Başka bir listede ise yoğurt, yumurta, kuruyemiş, kivi, baklagiller, somon, brokoli gibi heryerde bulabileceğiniz besinler var. Dr.Oz’un kansere karşı savaşan besinler listesi birara gazetelerde çıkmıştı. Orada da gözüme çarpanlar domates (en fazla yediğim şey!), siyah çikolata (yaşasın bayılırım), tarçın, zencefil, yulaf, keten tohumu, havuç, tatlı patates, vs  gibi daha ulaşılabilir şeyler var.

Şimdi yine duracağım çünkü glisemik indeks zamazingosu yüzünden havuç ve patatesi azaltmıştık, şimdi yeniden yememiz gerektiği mi ortaya çıktı? Bu noktada kayınvaldemin lafı aklıma geliyor, “En iyisi anam-babam usülü beslenmedir”. Yemeğin de modasına kapılırsak her gün fikir değiştiren bu diyetisyenler yüzünden kafamızın karman-çorman olmaması imkansız!

Yine de, yeni gelen bilgilere açık olup, eskileri de sağduyumuzu kullanarak değerlendirebileceğimizi düşünüyorum. Neticede nasıl tıp hergün ilerliyorsa, beslenmede de aynı şekilde yeni bilgileri keşfetmeleri hoş aslında.

Sıra benim listeme gelirse eğer, benim evdeki superfoods listem şudur:

1. Bu dünyadaki ennn değerli gıdalardan biri bulgurdur! Bulgurla yapılan herşey güzel olur bence! İçliköfteden, kısıra, pilavından, sini/mercimek/sarımsak köftesine..hepsi lezizdir, besleyicidir! Buyrun, eski blogumdan size yeryüzünde benim için en lezzetli yemek olan kısır’ın tarifini vereyim. Bu tarifin dışındaki tüm malzemeler benim için kısırın orjinalliğini bitirir ama elbette zevk meselesi, farklı versiyonlarını da seven çoktur. Beni bu tarifle tanıştırdığı için kayınvaldeme müteşekkirim, buradan da belirtirim!

kısır

2. Sarımsak-soğan! Her, ama neredeyse her yemekte bolca kullandığımız malzemenin, her derde deva olduğunu bu sabah yine bir yerde daha gördüm:

sarımsak

3. Domates-salatalık-nane-maydanoz dörtlüsü ! Sabah-öğlen-akşam, yıllardır, her öğün ve heryerde yerim acımam!

4. Yoğurt, yoğurtlu salatalar, sarımsak+yoğurt olan herşey !

5. Salata! Bol limonlu+tuzlu+zeytinyağlı yeşil bi salatadan daha güzeli ancak kısır olabilir! Hamileyken bile salata aşerdim ben!

6. Limon demiş miydim? Bunca yıldır çılgın gibi limon yerim, çok faydası olduğunu nihayet kefşettiler! Midemde ve dilimde açtığı yaralar kurban olsun bu alkali meyveye diyorum.

7. Çiğ Badem – her zaman çantamda bir kuruyemiş bulunur, bugünlerde daha çok badem. Çalıştığım zamanlarda çekmecelerim bir çeşit mini-market gibiydi, karnı acıkan kuruyemiş ya da hafif bisküviler bulabileceğini bilirdi!!

Bu liste böyle uzayıp gider, sizin favorileriniz/olmazsa olmazlarınız neler?

Son bir not, eşimin Ziya Dedesi 94 yaşına kadar sağlıkla yaşamış biriymiş, ben tanıyamadım maalesef. O yıllarda bile nar ve siyah üzümü çekirdekleri ile yer, hiç ara öğün yemez, hergün mutlaka bir kalıp yağlı beyaz peynir, bolca yoğurt ve tabii ki  Urfa kebabı (ve bolca patlıcan), her zaman bolca kuruincir ve ceviz yermiş. Hiç fazla kilosu yokmuş, çok hareketliymiş ve hergün mutlaka yürüyüş yaparmış. Hayatı boyunca hiç grip olmamış!

Bilmem ne demek istediğim anlaşıldı mı??